Beyaz Yakalı Suç
Edwin H. Sutherland
Türkçe
Kitap Özeti
Suçlu dediğimizde kimi düşünürüz? Hırsızı, dolandırıcıyı, soyguncuyu; çoğu kez toplumun alt sınıflarıyla özdeşleştirdiğimiz kimseleri. Edwin H. Sutherland’ın elinizdeki klasik eseri, tam da bu yerleşik suç tasavvurunu altüst eder. Çünkü suç yalnızca sokaklarda değil; şirketlerin yönetim kurullarında, saygın mesleklerin yerleşik pratiklerinde de karşımıza çıkar. Üstelik burada söz konusu olan, birkaç “ahlaksız” iş insanının münferit kabahatleri değildir. Suç, Sutherland’a göre, ne faillerin ahlaki zayıflıklarıyla ne de doğuştan geldiği iddia edilen karakter özellikleriyle açıklanabilir. Sutherland, “ayrımlı birliktelik” kavramıyla genel bir suç teorisi geliştirmeye yönelir: Tıpkı sıradan sokak suçları gibi beyaz yakalı suç da öğrenilir, aktarılır ve örgütlenir; dolayısıyla kolektif bir nitelik taşır ve giderek “iş yapmanın” olağan biçimlerinden biri hâline gelir. Bu durumda, hukuk kurallarını çiğnemek, iş dünyasının kendi kuralları ihlal edilmediği sürece itibarı zedelemeyebilir; yasa dışı yöntemler ise “ticari zorunluluk” yahut “işin gereği” olarak görülebilir.
Sutherland için şirketler, siyasal iktidar, kamu görevlileri, düzenleyici kurumlar ve hatta hukuk dünyası da birbirinden yalıtık değildir. Bu farklı alanlarda yer alan kişiler, ortak bir sınıfsal köken ve toplumsal çevrenin yanı sıra çıkar ve ilişki ağları üzerinden de birbirine bağlandıkça, beyaz yakalı suçların yalnızca işlenmesi değil, üzerlerinin örtülmesi ve cezasız bırakılması da kolaylaşır. Böyle bakıldığında beyaz yakalı suç, kapitalist düzende “ahlaki” bir sapma olarak değil, kâr arayışı, rekabet ve güç ilişkilerinin örgütlenmesi içinde süreklilik kazanan yapısal bir olgu olarak karşımıza çıkar.
Beyaz Yakalı Suç, nihayetinde bize yalnızca egemen sınıfların da suç işlediğini söylemez. Çok daha rahatsız edici bir soru sorar: Bir eylemin suç olduğuna kim karar verir ve kimler suçlu sayılmama ayrıcalığına sahiptir?
Sutherland için şirketler, siyasal iktidar, kamu görevlileri, düzenleyici kurumlar ve hatta hukuk dünyası da birbirinden yalıtık değildir. Bu farklı alanlarda yer alan kişiler, ortak bir sınıfsal köken ve toplumsal çevrenin yanı sıra çıkar ve ilişki ağları üzerinden de birbirine bağlandıkça, beyaz yakalı suçların yalnızca işlenmesi değil, üzerlerinin örtülmesi ve cezasız bırakılması da kolaylaşır. Böyle bakıldığında beyaz yakalı suç, kapitalist düzende “ahlaki” bir sapma olarak değil, kâr arayışı, rekabet ve güç ilişkilerinin örgütlenmesi içinde süreklilik kazanan yapısal bir olgu olarak karşımıza çıkar.
Beyaz Yakalı Suç, nihayetinde bize yalnızca egemen sınıfların da suç işlediğini söylemez. Çok daha rahatsız edici bir soru sorar: Bir eylemin suç olduğuna kim karar verir ve kimler suçlu sayılmama ayrıcalığına sahiptir?
Kitap Detayları
Kitap adı
Beyaz Yakalı Suç
Kitap yazarı
Edwin H. Sutherland
ISBN
9786059436984
Yayıncı
—
Yayın tarihi
—
Sayfa sayısı
—
“Dünyaya küçük, şiire büyük gelmiş bir yaşamın hammaddesi: ateş, su ve kelimeler.
Beyaz Yakalı Suç
Yazar
Edwin H. Sutherland
Kitap Özeti:
Suçlu dediğimizde kimi düşünürüz? Hırsızı, dolandırıcıyı, soyguncuyu; çoğu kez toplumun alt sınıflarıyla özdeşleştirdiğimiz kimseleri. Edwin H. Sutherland’ın elinizdeki klasik eseri, tam da bu yerleşik suç tasavvurunu altüst eder. Çünkü suç yalnızca sokaklarda değil; şirketlerin yönetim kurullarında, saygın mesleklerin yerleşik pratiklerinde de karşımıza çıkar. Üstelik burada söz konusu olan, birkaç “ahlaksız” iş insanının münferit kabahatleri değildir. Suç, Sutherland’a göre, ne faillerin ahlaki zayıflıklarıyla ne de doğuştan geldiği iddia edilen karakter özellikleriyle açıklanabilir. Sutherland, “ayrımlı birliktelik” kavramıyla genel bir suç teorisi geliştirmeye yönelir: Tıpkı sıradan sokak suçları gibi beyaz yakalı suç da öğrenilir, aktarılır ve örgütlenir; dolayısıyla kolektif bir nitelik taşır ve giderek “iş yapmanın” olağan biçimlerinden biri hâline gelir. Bu durumda, hukuk kurallarını çiğnemek, iş dünyasının kendi kuralları ihlal edilmediği sürece itibarı zedelemeyebilir; yasa dışı yöntemler ise “ticari zorunluluk” yahut “işin gereği” olarak görülebilir.
Sutherland için şirketler, siyasal iktidar, kamu görevlileri, düzenleyici kurumlar ve hatta hukuk dünyası da birbirinden yalıtık değildir. Bu farklı alanlarda yer alan kişiler, ortak bir sınıfsal köken ve toplumsal çevrenin yanı sıra çıkar ve ilişki ağları üzerinden de birbirine bağlandıkça, beyaz yakalı suçların yalnızca işlenmesi değil, üzerlerinin örtülmesi ve cezasız bırakılması da kolaylaşır. Böyle bakıldığında beyaz yakalı suç, kapitalist düzende “ahlaki” bir sapma olarak değil, kâr arayışı, rekabet ve güç ilişkilerinin örgütlenmesi içinde süreklilik kazanan yapısal bir olgu olarak karşımıza çıkar.
Beyaz Yakalı Suç, nihayetinde bize yalnızca egemen sınıfların da suç işlediğini söylemez. Çok daha rahatsız edici bir soru sorar: Bir eylemin suç olduğuna kim karar verir ve kimler suçlu sayılmama ayrıcalığına sahiptir?
Sutherland için şirketler, siyasal iktidar, kamu görevlileri, düzenleyici kurumlar ve hatta hukuk dünyası da birbirinden yalıtık değildir. Bu farklı alanlarda yer alan kişiler, ortak bir sınıfsal köken ve toplumsal çevrenin yanı sıra çıkar ve ilişki ağları üzerinden de birbirine bağlandıkça, beyaz yakalı suçların yalnızca işlenmesi değil, üzerlerinin örtülmesi ve cezasız bırakılması da kolaylaşır. Böyle bakıldığında beyaz yakalı suç, kapitalist düzende “ahlaki” bir sapma olarak değil, kâr arayışı, rekabet ve güç ilişkilerinin örgütlenmesi içinde süreklilik kazanan yapısal bir olgu olarak karşımıza çıkar.
Beyaz Yakalı Suç, nihayetinde bize yalnızca egemen sınıfların da suç işlediğini söylemez. Çok daha rahatsız edici bir soru sorar: Bir eylemin suç olduğuna kim karar verir ve kimler suçlu sayılmama ayrıcalığına sahiptir?
Kitap Detayları:
-
Kitap adıBeyaz Yakalı Suç
-
Kitap yazarıEdwin H. Sutherland
-
ISBN9786059436984