Toplumsaldan Bireysele Türk Sinemasından Parçalar Umut, Distopya, Siyaset
Aslı Daldal
2021
288 sayfa
~144 dk
Türkçe
Kitap Özeti
Her ne kadar bir ulusal sinema akımımız oluşmasa bile bir vakitler bir Türkiye Sineması oldu. Adına “Yeşilçam” denilen bu dönem ve onun içinden çıkan siyasi içerikli sinemamız sayesinde artık bir “Türk filmimiz” vardı. Ancak iyi niyetli çabalara rağmen bu noktadan hızla uzaklaşıldı.
Sonra “Bağımsız Sinema”mız adı altında “konulu film”lere kavuşurken bir “niteliksel” değişim yaşandı. Entelektüel olarak görülen bu “kaliteli film”ler ne de olsa “festival” onayı alıp gösterime giriyorlardı.
Bu değişim ya da dönüşümün yönü ve içeriği aslında görünenden fazlaydı. “Türk filmleri”nden “konulu filmlere” geçilirken aslında sinemamız toplumsal olandan bireysel olana umarsız ve acımasız bir kayış yaşadı ve bu alkışlandı, kutsandı.
Var olanın değişimine yönelik Umut yok olmuş, var olmayan
Distopya türemiş, Siyaset ten kopma adına hâkim siyasetin suyuna gidilmişti.
Aslı Daldal kültür kuramları, sosyoloji ve felsefeye mesafeli olan ülkemiz sinema çalışmalarına ve Türk filmi denilince dudağının kenarında hep küçümser bir ifade bulunduran entelektüel camiamızın aksine, sinemamızı tam da bu alanlardan ele alarak cesaret isteyen bir işe kalkışıyor.
1960’ların Toplumsal Gerçekçilik akımından yola çıkarak, başta Nuri Bilge Ceylan olmak üzere Bağımsız Sinema yaratıcıları ve onların izini süren genç sinemacıları takiple siyasal ve tarihsel olmayan bir anlatıyı tercih eden kuşağı postmodernizm ekseninde ele alıyor.
“ … Yine de Ernst Bloch’un meşhur ‘umut ilkesini’hiç kaybetmemeye çalışan bu çalışmalar özellikle ‘nihilizm’eleştirileri olmayı amaçladılar ve artık pek de bağımsız sayılamayacak yeni Türk Sineması’nı düştüğü karanlıktan kurtarma yolunda mütevazı çırpınışlar olma amacı güttüler.”
Sonra “Bağımsız Sinema”mız adı altında “konulu film”lere kavuşurken bir “niteliksel” değişim yaşandı. Entelektüel olarak görülen bu “kaliteli film”ler ne de olsa “festival” onayı alıp gösterime giriyorlardı.
Bu değişim ya da dönüşümün yönü ve içeriği aslında görünenden fazlaydı. “Türk filmleri”nden “konulu filmlere” geçilirken aslında sinemamız toplumsal olandan bireysel olana umarsız ve acımasız bir kayış yaşadı ve bu alkışlandı, kutsandı.
Var olanın değişimine yönelik Umut yok olmuş, var olmayan
Distopya türemiş, Siyaset ten kopma adına hâkim siyasetin suyuna gidilmişti.
Aslı Daldal kültür kuramları, sosyoloji ve felsefeye mesafeli olan ülkemiz sinema çalışmalarına ve Türk filmi denilince dudağının kenarında hep küçümser bir ifade bulunduran entelektüel camiamızın aksine, sinemamızı tam da bu alanlardan ele alarak cesaret isteyen bir işe kalkışıyor.
1960’ların Toplumsal Gerçekçilik akımından yola çıkarak, başta Nuri Bilge Ceylan olmak üzere Bağımsız Sinema yaratıcıları ve onların izini süren genç sinemacıları takiple siyasal ve tarihsel olmayan bir anlatıyı tercih eden kuşağı postmodernizm ekseninde ele alıyor.
“ … Yine de Ernst Bloch’un meşhur ‘umut ilkesini’hiç kaybetmemeye çalışan bu çalışmalar özellikle ‘nihilizm’eleştirileri olmayı amaçladılar ve artık pek de bağımsız sayılamayacak yeni Türk Sineması’nı düştüğü karanlıktan kurtarma yolunda mütevazı çırpınışlar olma amacı güttüler.”
Kitap Detayları
Kitap adı
Toplumsaldan Bireysele Türk Sinemasından Parçalar Umut, Distopya, Siyaset
Kitap yazarı
Aslı Daldal
ISBN
9786057637499
Yayıncı
h2o KİTAP
Yayın tarihi
19.08.2021
Sayfa sayısı
288 Sayfa
“Dünyaya küçük, şiire büyük gelmiş bir yaşamın hammaddesi: ateş, su ve kelimeler.
Toplumsaldan Bireysele Türk Sinemasından Parçalar Umut, Distopya, Siyaset
Yazar
Aslı Daldal
Kitap Özeti:
Her ne kadar bir ulusal sinema akımımız oluşmasa bile bir vakitler bir Türkiye Sineması oldu. Adına “Yeşilçam” denilen bu dönem ve onun içinden çıkan siyasi içerikli sinemamız sayesinde artık bir “Türk filmimiz” vardı. Ancak iyi niyetli çabalara rağmen bu noktadan hızla uzaklaşıldı.
Sonra “Bağımsız Sinema”mız adı altında “konulu film”lere kavuşurken bir “niteliksel” değişim yaşandı. Entelektüel olarak görülen bu “kaliteli film”ler ne de olsa “festival” onayı alıp gösterime giriyorlardı.
Bu değişim ya da dönüşümün yönü ve içeriği aslında görünenden fazlaydı. “Türk filmleri”nden “konulu filmlere” geçilirken aslında sinemamız toplumsal olandan bireysel olana umarsız ve acımasız bir kayış yaşadı ve bu alkışlandı, kutsandı.
Var olanın değişimine yönelik Umut yok olmuş, var olmayan
Distopya türemiş, Siyaset ten kopma adına hâkim siyasetin suyuna gidilmişti.
Aslı Daldal kültür kuramları, sosyoloji ve felsefeye mesafeli olan ülkemiz sinema çalışmalarına ve Türk filmi denilince dudağının kenarında hep küçümser bir ifade bulunduran entelektüel camiamızın aksine, sinemamızı tam da bu alanlardan ele alarak cesaret isteyen bir işe kalkışıyor.
1960’ların Toplumsal Gerçekçilik akımından yola çıkarak, başta Nuri Bilge Ceylan olmak üzere Bağımsız Sinema yaratıcıları ve onların izini süren genç sinemacıları takiple siyasal ve tarihsel olmayan bir anlatıyı tercih eden kuşağı postmodernizm ekseninde ele alıyor.
“ … Yine de Ernst Bloch’un meşhur ‘umut ilkesini’hiç kaybetmemeye çalışan bu çalışmalar özellikle ‘nihilizm’eleştirileri olmayı amaçladılar ve artık pek de bağımsız sayılamayacak yeni Türk Sineması’nı düştüğü karanlıktan kurtarma yolunda mütevazı çırpınışlar olma amacı güttüler.”
Sonra “Bağımsız Sinema”mız adı altında “konulu film”lere kavuşurken bir “niteliksel” değişim yaşandı. Entelektüel olarak görülen bu “kaliteli film”ler ne de olsa “festival” onayı alıp gösterime giriyorlardı.
Bu değişim ya da dönüşümün yönü ve içeriği aslında görünenden fazlaydı. “Türk filmleri”nden “konulu filmlere” geçilirken aslında sinemamız toplumsal olandan bireysel olana umarsız ve acımasız bir kayış yaşadı ve bu alkışlandı, kutsandı.
Var olanın değişimine yönelik Umut yok olmuş, var olmayan
Distopya türemiş, Siyaset ten kopma adına hâkim siyasetin suyuna gidilmişti.
Aslı Daldal kültür kuramları, sosyoloji ve felsefeye mesafeli olan ülkemiz sinema çalışmalarına ve Türk filmi denilince dudağının kenarında hep küçümser bir ifade bulunduran entelektüel camiamızın aksine, sinemamızı tam da bu alanlardan ele alarak cesaret isteyen bir işe kalkışıyor.
1960’ların Toplumsal Gerçekçilik akımından yola çıkarak, başta Nuri Bilge Ceylan olmak üzere Bağımsız Sinema yaratıcıları ve onların izini süren genç sinemacıları takiple siyasal ve tarihsel olmayan bir anlatıyı tercih eden kuşağı postmodernizm ekseninde ele alıyor.
“ … Yine de Ernst Bloch’un meşhur ‘umut ilkesini’hiç kaybetmemeye çalışan bu çalışmalar özellikle ‘nihilizm’eleştirileri olmayı amaçladılar ve artık pek de bağımsız sayılamayacak yeni Türk Sineması’nı düştüğü karanlıktan kurtarma yolunda mütevazı çırpınışlar olma amacı güttüler.”
Kitap Detayları:
-
Kitap adıToplumsaldan Bireysele Türk Sinemasından Parçalar Umut, Distopya, Siyaset
-
Kitap yazarıAslı Daldal
-
ISBN9786057637499
-
Yayıncıh2o KİTAP
-
Yayın tarihi19.08.2021
-
Sayfa sayısı288 Sayfa