On Binlerce Kağnı
Fakir Baykurt
2015
219 sayfa
~110 dk
Türkçe
Kitap Özeti
Fakir Baykurt, öykülerinde köy yaşamının sertliği, yoksulluk, cahillik, taassup, batıl inanç, sömürü gibi sorunları ele alarak köylünün maddi ve manevi dünyasını toplumsalcı ve gerçekçi bir bakıştan işliyor. Gözlemlerden, canlı tanıklıklardan yola çıkan yazar, günlük konuşma dilini öyküye taşıyarak zaman zaman mizahi bir dil kullanıyor; bürokrasinin çarkları arasında sıkışan ama içinde de bir umudu barındıran “sıradan insanı”, yaşadığı yerin atmosferiyle birlikte çarpıcı bir biçimde betimliyor.
İlk basımı 1971’de yapılan On Binlerce Kağnı’yı yeniden okurla buluşturuyoruz:
“Dedikodu almış yürümüştü. Köyün içi çalkalanıyor. Kara Hafız’ı, Yüklü’deki kendirlerin arasında Çil Fadime’yle görmüşler. Kara Hafız acar adamdı zaten. Kendi karısını eskitmiş, onun bunun karısından geçinmeye başlamıştı. Çil Fadime de tavlı avrat. Kara Hafız çağırdı mı, koşuyor.
Ateş olmayan yerden duman tüter mi? Rüzgâr esmese çalı çıtırdar mı? Hafız’la Fadime’yi Harımlar’daki kendirlerin arasında da görmüşler. Şimdi Urkuş’un kuzulukta buluşuyorlar. Üstelik kara Hafız, Fadime’nin kocasına büyü yapmış. Nefsi uyanmıyormuş artık. Fadime de yanıp tutuşuyormuş. Yangınını söndürmek için Urkuş’un kuzuluğa Hafız’dan önce varıyormuş.
Söylentileri herkes duydu köyün içinde. Ama kocasının kılı kıpırdamıyor. Belki bir o duymadı? Köyün kocakarıları, genç gelinleri, adamı görünce öksürüyor, sezdirmeye çalışıyor, ama öksürükten pıksırıktan herkes anlamaz ki!...”
(Burçak)
İlk basımı 1971’de yapılan On Binlerce Kağnı’yı yeniden okurla buluşturuyoruz:
“Dedikodu almış yürümüştü. Köyün içi çalkalanıyor. Kara Hafız’ı, Yüklü’deki kendirlerin arasında Çil Fadime’yle görmüşler. Kara Hafız acar adamdı zaten. Kendi karısını eskitmiş, onun bunun karısından geçinmeye başlamıştı. Çil Fadime de tavlı avrat. Kara Hafız çağırdı mı, koşuyor.
Ateş olmayan yerden duman tüter mi? Rüzgâr esmese çalı çıtırdar mı? Hafız’la Fadime’yi Harımlar’daki kendirlerin arasında da görmüşler. Şimdi Urkuş’un kuzulukta buluşuyorlar. Üstelik kara Hafız, Fadime’nin kocasına büyü yapmış. Nefsi uyanmıyormuş artık. Fadime de yanıp tutuşuyormuş. Yangınını söndürmek için Urkuş’un kuzuluğa Hafız’dan önce varıyormuş.
Söylentileri herkes duydu köyün içinde. Ama kocasının kılı kıpırdamıyor. Belki bir o duymadı? Köyün kocakarıları, genç gelinleri, adamı görünce öksürüyor, sezdirmeye çalışıyor, ama öksürükten pıksırıktan herkes anlamaz ki!...”
(Burçak)
Kitap Detayları
Kitap adı
On Binlerce Kağnı
Kitap yazarı
Fakir Baykurt
ISBN
9789750406751
Yayıncı
LİTERATÜR YAYINLARI
Yayın tarihi
01.01.2015
Sayfa sayısı
219 Sayfa
“Dünyaya küçük, şiire büyük gelmiş bir yaşamın hammaddesi: ateş, su ve kelimeler.
On Binlerce Kağnı
Yazar
Fakir Baykurt
Kitap Özeti:
Fakir Baykurt, öykülerinde köy yaşamının sertliği, yoksulluk, cahillik, taassup, batıl inanç, sömürü gibi sorunları ele alarak köylünün maddi ve manevi dünyasını toplumsalcı ve gerçekçi bir bakıştan işliyor. Gözlemlerden, canlı tanıklıklardan yola çıkan yazar, günlük konuşma dilini öyküye taşıyarak zaman zaman mizahi bir dil kullanıyor; bürokrasinin çarkları arasında sıkışan ama içinde de bir umudu barındıran “sıradan insanı”, yaşadığı yerin atmosferiyle birlikte çarpıcı bir biçimde betimliyor.
İlk basımı 1971’de yapılan On Binlerce Kağnı’yı yeniden okurla buluşturuyoruz:
“Dedikodu almış yürümüştü. Köyün içi çalkalanıyor. Kara Hafız’ı, Yüklü’deki kendirlerin arasında Çil Fadime’yle görmüşler. Kara Hafız acar adamdı zaten. Kendi karısını eskitmiş, onun bunun karısından geçinmeye başlamıştı. Çil Fadime de tavlı avrat. Kara Hafız çağırdı mı, koşuyor.
Ateş olmayan yerden duman tüter mi? Rüzgâr esmese çalı çıtırdar mı? Hafız’la Fadime’yi Harımlar’daki kendirlerin arasında da görmüşler. Şimdi Urkuş’un kuzulukta buluşuyorlar. Üstelik kara Hafız, Fadime’nin kocasına büyü yapmış. Nefsi uyanmıyormuş artık. Fadime de yanıp tutuşuyormuş. Yangınını söndürmek için Urkuş’un kuzuluğa Hafız’dan önce varıyormuş.
Söylentileri herkes duydu köyün içinde. Ama kocasının kılı kıpırdamıyor. Belki bir o duymadı? Köyün kocakarıları, genç gelinleri, adamı görünce öksürüyor, sezdirmeye çalışıyor, ama öksürükten pıksırıktan herkes anlamaz ki!...”
(Burçak)
İlk basımı 1971’de yapılan On Binlerce Kağnı’yı yeniden okurla buluşturuyoruz:
“Dedikodu almış yürümüştü. Köyün içi çalkalanıyor. Kara Hafız’ı, Yüklü’deki kendirlerin arasında Çil Fadime’yle görmüşler. Kara Hafız acar adamdı zaten. Kendi karısını eskitmiş, onun bunun karısından geçinmeye başlamıştı. Çil Fadime de tavlı avrat. Kara Hafız çağırdı mı, koşuyor.
Ateş olmayan yerden duman tüter mi? Rüzgâr esmese çalı çıtırdar mı? Hafız’la Fadime’yi Harımlar’daki kendirlerin arasında da görmüşler. Şimdi Urkuş’un kuzulukta buluşuyorlar. Üstelik kara Hafız, Fadime’nin kocasına büyü yapmış. Nefsi uyanmıyormuş artık. Fadime de yanıp tutuşuyormuş. Yangınını söndürmek için Urkuş’un kuzuluğa Hafız’dan önce varıyormuş.
Söylentileri herkes duydu köyün içinde. Ama kocasının kılı kıpırdamıyor. Belki bir o duymadı? Köyün kocakarıları, genç gelinleri, adamı görünce öksürüyor, sezdirmeye çalışıyor, ama öksürükten pıksırıktan herkes anlamaz ki!...”
(Burçak)
Kitap Detayları:
-
Kitap adıOn Binlerce Kağnı
-
Kitap yazarıFakir Baykurt
-
ISBN9789750406751
-
YayıncıLİTERATÜR YAYINLARI
-
Yayın tarihi01.01.2015
-
Sayfa sayısı219 Sayfa