Limon Masası
Julian Barnes
2006
192 sayfa
~96 dk
Türkçe
Kitap Özeti
Julian Barnes, ikinci öykü derlemesi Limon Masası'nda, Manş Ötesi'nde ele aldığı yaşlanma ve ölüm temalarını, insanoğlunun ölümlülük karşısındaki tavrını bir kez daha teşrih masasına yatırıyor. Tümü de yaşlanma ve ölüm saplantısını derinlemesine yaşayan kahramanları, çok farklı konumlar, coğrafyalar ve tarihler içinde bir bir sahneye çıkıyorlar.
Barnes'ın karakterleri henüz yaşamam, sevme, yalan söyleme, birilerini kandırma yeteneklerini bütünüyle yitirmiş değiller, ancak hayatlarının sonunda artık sahip olamadıkları şeyleri kavradıklarından burukluk içindeler.
Hayatını farklı vakitlerdeki saç kestirme yaşantılarına göre ölçen bir anlatıcı; yaşamını "vazgeçiş" üzerine temellendirmenin zorunluluğunu kabullenmiş ünlü bir Rus yazar; bir yaşlılar yurdunda kalan ve bu kitabın yazarına "Sevgili Dr Barnes" hitabıyla uçuk mektuplar yazan bir kadın; kafasını konserlerde çıkarılan gürültülere fena halde takmış bir müziksever; Alzheimer hastası kocasına son derece ayrıntılı yemek tarifleri okuyup duran ve hakaretlere maruz kalan bir kadın; anne babasının çökmekte olan evliliklerine tanıklık edip evlilik kavramını sorgulayan orta yaşlı bir İngiliz; hayatta ayakta kalışını başkalarının ölümlerine borçlu olduğunu kavramış olan İsveçli bir kereste tüccarı; bir kafede buluşup geçmişi anlamıy alışkanlık haline getirmiş; ama birbirlerini asla anlayamayan iki yaşlı kadın; karısının eline tutuşturduğu alışveriş listesiyle Londra'ya her gelişinde bir hayat kadınını sürekli olarak görmekten geri kalmayan emekli bir asker ve son olarak da, günün birinde "limon masasına" oturmanın zorunluluğunu görüp en büyük müzik olan sessizliği seçmiş olan Finli ünlü bir besteci.
Zira, limon, Çinlilere göre ölümün simgesidir. Limon Masası da bir restoranda, oturulduğunda ölümden konuşmanın zorunlu hale geldiği bir masa...
Barnes'ın karakterleri henüz yaşamam, sevme, yalan söyleme, birilerini kandırma yeteneklerini bütünüyle yitirmiş değiller, ancak hayatlarının sonunda artık sahip olamadıkları şeyleri kavradıklarından burukluk içindeler.
Hayatını farklı vakitlerdeki saç kestirme yaşantılarına göre ölçen bir anlatıcı; yaşamını "vazgeçiş" üzerine temellendirmenin zorunluluğunu kabullenmiş ünlü bir Rus yazar; bir yaşlılar yurdunda kalan ve bu kitabın yazarına "Sevgili Dr Barnes" hitabıyla uçuk mektuplar yazan bir kadın; kafasını konserlerde çıkarılan gürültülere fena halde takmış bir müziksever; Alzheimer hastası kocasına son derece ayrıntılı yemek tarifleri okuyup duran ve hakaretlere maruz kalan bir kadın; anne babasının çökmekte olan evliliklerine tanıklık edip evlilik kavramını sorgulayan orta yaşlı bir İngiliz; hayatta ayakta kalışını başkalarının ölümlerine borçlu olduğunu kavramış olan İsveçli bir kereste tüccarı; bir kafede buluşup geçmişi anlamıy alışkanlık haline getirmiş; ama birbirlerini asla anlayamayan iki yaşlı kadın; karısının eline tutuşturduğu alışveriş listesiyle Londra'ya her gelişinde bir hayat kadınını sürekli olarak görmekten geri kalmayan emekli bir asker ve son olarak da, günün birinde "limon masasına" oturmanın zorunluluğunu görüp en büyük müzik olan sessizliği seçmiş olan Finli ünlü bir besteci.
Zira, limon, Çinlilere göre ölümün simgesidir. Limon Masası da bir restoranda, oturulduğunda ölümden konuşmanın zorunlu hale geldiği bir masa...
Kitap Detayları
Kitap adı
Limon Masası
Kitap yazarı
Julian Barnes
ISBN
9789755394909
Yayıncı
AYRINTI YAYINLARI
Yayın tarihi
21.03.2006
Sayfa sayısı
192 Sayfa
“Dünyaya küçük, şiire büyük gelmiş bir yaşamın hammaddesi: ateş, su ve kelimeler.
Limon Masası
Yazar
Julian Barnes
Kitap Özeti:
Julian Barnes, ikinci öykü derlemesi Limon Masası'nda, Manş Ötesi'nde ele aldığı yaşlanma ve ölüm temalarını, insanoğlunun ölümlülük karşısındaki tavrını bir kez daha teşrih masasına yatırıyor. Tümü de yaşlanma ve ölüm saplantısını derinlemesine yaşayan kahramanları, çok farklı konumlar, coğrafyalar ve tarihler içinde bir bir sahneye çıkıyorlar.
Barnes'ın karakterleri henüz yaşamam, sevme, yalan söyleme, birilerini kandırma yeteneklerini bütünüyle yitirmiş değiller, ancak hayatlarının sonunda artık sahip olamadıkları şeyleri kavradıklarından burukluk içindeler.
Hayatını farklı vakitlerdeki saç kestirme yaşantılarına göre ölçen bir anlatıcı; yaşamını "vazgeçiş" üzerine temellendirmenin zorunluluğunu kabullenmiş ünlü bir Rus yazar; bir yaşlılar yurdunda kalan ve bu kitabın yazarına "Sevgili Dr Barnes" hitabıyla uçuk mektuplar yazan bir kadın; kafasını konserlerde çıkarılan gürültülere fena halde takmış bir müziksever; Alzheimer hastası kocasına son derece ayrıntılı yemek tarifleri okuyup duran ve hakaretlere maruz kalan bir kadın; anne babasının çökmekte olan evliliklerine tanıklık edip evlilik kavramını sorgulayan orta yaşlı bir İngiliz; hayatta ayakta kalışını başkalarının ölümlerine borçlu olduğunu kavramış olan İsveçli bir kereste tüccarı; bir kafede buluşup geçmişi anlamıy alışkanlık haline getirmiş; ama birbirlerini asla anlayamayan iki yaşlı kadın; karısının eline tutuşturduğu alışveriş listesiyle Londra'ya her gelişinde bir hayat kadınını sürekli olarak görmekten geri kalmayan emekli bir asker ve son olarak da, günün birinde "limon masasına" oturmanın zorunluluğunu görüp en büyük müzik olan sessizliği seçmiş olan Finli ünlü bir besteci.
Zira, limon, Çinlilere göre ölümün simgesidir. Limon Masası da bir restoranda, oturulduğunda ölümden konuşmanın zorunlu hale geldiği bir masa...
Barnes'ın karakterleri henüz yaşamam, sevme, yalan söyleme, birilerini kandırma yeteneklerini bütünüyle yitirmiş değiller, ancak hayatlarının sonunda artık sahip olamadıkları şeyleri kavradıklarından burukluk içindeler.
Hayatını farklı vakitlerdeki saç kestirme yaşantılarına göre ölçen bir anlatıcı; yaşamını "vazgeçiş" üzerine temellendirmenin zorunluluğunu kabullenmiş ünlü bir Rus yazar; bir yaşlılar yurdunda kalan ve bu kitabın yazarına "Sevgili Dr Barnes" hitabıyla uçuk mektuplar yazan bir kadın; kafasını konserlerde çıkarılan gürültülere fena halde takmış bir müziksever; Alzheimer hastası kocasına son derece ayrıntılı yemek tarifleri okuyup duran ve hakaretlere maruz kalan bir kadın; anne babasının çökmekte olan evliliklerine tanıklık edip evlilik kavramını sorgulayan orta yaşlı bir İngiliz; hayatta ayakta kalışını başkalarının ölümlerine borçlu olduğunu kavramış olan İsveçli bir kereste tüccarı; bir kafede buluşup geçmişi anlamıy alışkanlık haline getirmiş; ama birbirlerini asla anlayamayan iki yaşlı kadın; karısının eline tutuşturduğu alışveriş listesiyle Londra'ya her gelişinde bir hayat kadınını sürekli olarak görmekten geri kalmayan emekli bir asker ve son olarak da, günün birinde "limon masasına" oturmanın zorunluluğunu görüp en büyük müzik olan sessizliği seçmiş olan Finli ünlü bir besteci.
Zira, limon, Çinlilere göre ölümün simgesidir. Limon Masası da bir restoranda, oturulduğunda ölümden konuşmanın zorunlu hale geldiği bir masa...
Kitap Detayları:
-
Kitap adıLimon Masası
-
Kitap yazarıJulian Barnes
-
ISBN9789755394909
-
YayıncıAYRINTI YAYINLARI
-
Yayın tarihi21.03.2006
-
Sayfa sayısı192 Sayfa