Akla Veda
Paul Feyerabend
2021
432 sayfa
~216 dk
Türkçe
Kitap Özeti
Özgürlükçü düşüncenin en önemli isimlerinden biri olan Paul Feyerabend bu kitabında, putkırıcılığını son kerteye vardırıyor. Akıl’la vedalaşıp onu “azat ediyor”. Amacı ne peki? Tarihi, aydınlıkla karanlığın amansız savaşı diye görenlerin san-dığı gibi bizi “ortaçağ karanlıkları”na döndürmek, hatta “mağara adamı”na çevir-mek mi istiyor? Akılcılığa karşı dogmatizmi mi savunuyor; “kahrolsun bilim”, “yaşasın din” mi diyor? Hayır!
Feyerabend dogmatizmden değil kültürel çeşitlilikten yana. Ona göre, Batı bilim-ciliği, yerel gelenekleri yok ederek dünyayı tektipleştirir ve birçok toplumsal ve ekolojik soruna yol açar. Batı bütün bunları yaparken, kendini hep Akıl ve Nesnel-lik kavramlarıyla meşrulaştırmaya çalıştığı için de, bu büyük harfli “Akıl”dan kur-tulmayı amaçlar Feyerabend. Düşünmeye değil, düşünceyi ve aklı dar sınırlar (kendi deyişiyle “teorik gelenekler”) içine hapseden akılcılık benzeri düşünme(me) kalıplarına karşı çıkar. İnsanlığa büyük hizmetleri olduğunu düşündüğü bilim pratiğini ve bir faaliyet olarak bilimi sonuna kadar destekler. Bilimadamlarını in-sani ve toplumsal kaygılarla hiçbir bağı olmayan tümevarım makinelerine çeviren, bilimin tüm diğer insani girişimleri hükümsüz kıldığına inanan ve bilimi akılcı bir yönteme indirgeyerek yurttaşlar üzerinde, onların denetimi dışında kalan, bir ik-tidar odağı haline getiren teorilere saldırır. Bilginin aşırı uzmanlaşmasının tehlike-lerine dikkat çekerek bilimin demokratikleştirilmesinden yana olur. Bilimsel bil-ginin, insani ilgi ve değerleri içine alan daha geniş bir bakış açısına, insanı doğa ve toplumdan ayrı değil onun bir parçası olarak gören bir tavra, bir felsefeye göre tartıya vurulması gerektiğini savunur. Bu tavrı geliştirecek olanlar da bilim-adamları ya da “doğruluk”, “Akıl” gibi soyut fikirlerin müptelası olan entelektüeller değil, yurttaşların kendileridir ona göre.
Feyerabend, Grek sanatı ve düşüncesinden Kilise ile Galile arasındaki savaşa, Aristoteles’in kontinyum teorisinden kuantum fiziğine, “demokratik göreci” bir perspektiften zehir zemberek eleştiriler yönelttiği Popperci akılcılıktan Mach’ın hakkı yenmiş araştırma kuramına, kıyaslanamazlıktan yaratıcılık fikrinin zaaflarına kadar birçok konuyu kışkırtıcı ve ufuk açıcı bir üslupla ele alıyor. Ana fikir ne mi? Şöyle denebilir belki: “Akıl faşizmi”ne karşı ayaklanalım
Feyerabend dogmatizmden değil kültürel çeşitlilikten yana. Ona göre, Batı bilim-ciliği, yerel gelenekleri yok ederek dünyayı tektipleştirir ve birçok toplumsal ve ekolojik soruna yol açar. Batı bütün bunları yaparken, kendini hep Akıl ve Nesnel-lik kavramlarıyla meşrulaştırmaya çalıştığı için de, bu büyük harfli “Akıl”dan kur-tulmayı amaçlar Feyerabend. Düşünmeye değil, düşünceyi ve aklı dar sınırlar (kendi deyişiyle “teorik gelenekler”) içine hapseden akılcılık benzeri düşünme(me) kalıplarına karşı çıkar. İnsanlığa büyük hizmetleri olduğunu düşündüğü bilim pratiğini ve bir faaliyet olarak bilimi sonuna kadar destekler. Bilimadamlarını in-sani ve toplumsal kaygılarla hiçbir bağı olmayan tümevarım makinelerine çeviren, bilimin tüm diğer insani girişimleri hükümsüz kıldığına inanan ve bilimi akılcı bir yönteme indirgeyerek yurttaşlar üzerinde, onların denetimi dışında kalan, bir ik-tidar odağı haline getiren teorilere saldırır. Bilginin aşırı uzmanlaşmasının tehlike-lerine dikkat çekerek bilimin demokratikleştirilmesinden yana olur. Bilimsel bil-ginin, insani ilgi ve değerleri içine alan daha geniş bir bakış açısına, insanı doğa ve toplumdan ayrı değil onun bir parçası olarak gören bir tavra, bir felsefeye göre tartıya vurulması gerektiğini savunur. Bu tavrı geliştirecek olanlar da bilim-adamları ya da “doğruluk”, “Akıl” gibi soyut fikirlerin müptelası olan entelektüeller değil, yurttaşların kendileridir ona göre.
Feyerabend, Grek sanatı ve düşüncesinden Kilise ile Galile arasındaki savaşa, Aristoteles’in kontinyum teorisinden kuantum fiziğine, “demokratik göreci” bir perspektiften zehir zemberek eleştiriler yönelttiği Popperci akılcılıktan Mach’ın hakkı yenmiş araştırma kuramına, kıyaslanamazlıktan yaratıcılık fikrinin zaaflarına kadar birçok konuyu kışkırtıcı ve ufuk açıcı bir üslupla ele alıyor. Ana fikir ne mi? Şöyle denebilir belki: “Akıl faşizmi”ne karşı ayaklanalım
Kitap Detayları
Kitap adı
Akla Veda
Kitap yazarı
Paul Feyerabend
ISBN
9789755390864
Yayıncı
AYRINTI YAYINLARI
Yayın tarihi
26.02.2021
Sayfa sayısı
432 Sayfa
“Dünyaya küçük, şiire büyük gelmiş bir yaşamın hammaddesi: ateş, su ve kelimeler.
Akla Veda
Yazar
Paul Feyerabend
Kitap Özeti:
Özgürlükçü düşüncenin en önemli isimlerinden biri olan Paul Feyerabend bu kitabında, putkırıcılığını son kerteye vardırıyor. Akıl’la vedalaşıp onu “azat ediyor”. Amacı ne peki? Tarihi, aydınlıkla karanlığın amansız savaşı diye görenlerin san-dığı gibi bizi “ortaçağ karanlıkları”na döndürmek, hatta “mağara adamı”na çevir-mek mi istiyor? Akılcılığa karşı dogmatizmi mi savunuyor; “kahrolsun bilim”, “yaşasın din” mi diyor? Hayır!
Feyerabend dogmatizmden değil kültürel çeşitlilikten yana. Ona göre, Batı bilim-ciliği, yerel gelenekleri yok ederek dünyayı tektipleştirir ve birçok toplumsal ve ekolojik soruna yol açar. Batı bütün bunları yaparken, kendini hep Akıl ve Nesnel-lik kavramlarıyla meşrulaştırmaya çalıştığı için de, bu büyük harfli “Akıl”dan kur-tulmayı amaçlar Feyerabend. Düşünmeye değil, düşünceyi ve aklı dar sınırlar (kendi deyişiyle “teorik gelenekler”) içine hapseden akılcılık benzeri düşünme(me) kalıplarına karşı çıkar. İnsanlığa büyük hizmetleri olduğunu düşündüğü bilim pratiğini ve bir faaliyet olarak bilimi sonuna kadar destekler. Bilimadamlarını in-sani ve toplumsal kaygılarla hiçbir bağı olmayan tümevarım makinelerine çeviren, bilimin tüm diğer insani girişimleri hükümsüz kıldığına inanan ve bilimi akılcı bir yönteme indirgeyerek yurttaşlar üzerinde, onların denetimi dışında kalan, bir ik-tidar odağı haline getiren teorilere saldırır. Bilginin aşırı uzmanlaşmasının tehlike-lerine dikkat çekerek bilimin demokratikleştirilmesinden yana olur. Bilimsel bil-ginin, insani ilgi ve değerleri içine alan daha geniş bir bakış açısına, insanı doğa ve toplumdan ayrı değil onun bir parçası olarak gören bir tavra, bir felsefeye göre tartıya vurulması gerektiğini savunur. Bu tavrı geliştirecek olanlar da bilim-adamları ya da “doğruluk”, “Akıl” gibi soyut fikirlerin müptelası olan entelektüeller değil, yurttaşların kendileridir ona göre.
Feyerabend, Grek sanatı ve düşüncesinden Kilise ile Galile arasındaki savaşa, Aristoteles’in kontinyum teorisinden kuantum fiziğine, “demokratik göreci” bir perspektiften zehir zemberek eleştiriler yönelttiği Popperci akılcılıktan Mach’ın hakkı yenmiş araştırma kuramına, kıyaslanamazlıktan yaratıcılık fikrinin zaaflarına kadar birçok konuyu kışkırtıcı ve ufuk açıcı bir üslupla ele alıyor. Ana fikir ne mi? Şöyle denebilir belki: “Akıl faşizmi”ne karşı ayaklanalım
Feyerabend dogmatizmden değil kültürel çeşitlilikten yana. Ona göre, Batı bilim-ciliği, yerel gelenekleri yok ederek dünyayı tektipleştirir ve birçok toplumsal ve ekolojik soruna yol açar. Batı bütün bunları yaparken, kendini hep Akıl ve Nesnel-lik kavramlarıyla meşrulaştırmaya çalıştığı için de, bu büyük harfli “Akıl”dan kur-tulmayı amaçlar Feyerabend. Düşünmeye değil, düşünceyi ve aklı dar sınırlar (kendi deyişiyle “teorik gelenekler”) içine hapseden akılcılık benzeri düşünme(me) kalıplarına karşı çıkar. İnsanlığa büyük hizmetleri olduğunu düşündüğü bilim pratiğini ve bir faaliyet olarak bilimi sonuna kadar destekler. Bilimadamlarını in-sani ve toplumsal kaygılarla hiçbir bağı olmayan tümevarım makinelerine çeviren, bilimin tüm diğer insani girişimleri hükümsüz kıldığına inanan ve bilimi akılcı bir yönteme indirgeyerek yurttaşlar üzerinde, onların denetimi dışında kalan, bir ik-tidar odağı haline getiren teorilere saldırır. Bilginin aşırı uzmanlaşmasının tehlike-lerine dikkat çekerek bilimin demokratikleştirilmesinden yana olur. Bilimsel bil-ginin, insani ilgi ve değerleri içine alan daha geniş bir bakış açısına, insanı doğa ve toplumdan ayrı değil onun bir parçası olarak gören bir tavra, bir felsefeye göre tartıya vurulması gerektiğini savunur. Bu tavrı geliştirecek olanlar da bilim-adamları ya da “doğruluk”, “Akıl” gibi soyut fikirlerin müptelası olan entelektüeller değil, yurttaşların kendileridir ona göre.
Feyerabend, Grek sanatı ve düşüncesinden Kilise ile Galile arasındaki savaşa, Aristoteles’in kontinyum teorisinden kuantum fiziğine, “demokratik göreci” bir perspektiften zehir zemberek eleştiriler yönelttiği Popperci akılcılıktan Mach’ın hakkı yenmiş araştırma kuramına, kıyaslanamazlıktan yaratıcılık fikrinin zaaflarına kadar birçok konuyu kışkırtıcı ve ufuk açıcı bir üslupla ele alıyor. Ana fikir ne mi? Şöyle denebilir belki: “Akıl faşizmi”ne karşı ayaklanalım
Kitap Detayları:
-
Kitap adıAkla Veda
-
Kitap yazarıPaul Feyerabend
-
ISBN9789755390864
-
YayıncıAYRINTI YAYINLARI
-
Yayın tarihi26.02.2021
-
Sayfa sayısı432 Sayfa