Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz.. Tarayıcınızı güncellemeli veya alternatif bir tarayıcı kullanmalısınız.
Zweig, kısacık bir metinde yalnızlığın ve zihinsel baskının insanı nasıl değiştirebildiğini anlatıyor. Gemideki satranç karşılaşmaları, Dr. B.’nin geçmişi açıldıkça bambaşka bir ağırlık kazanıyor. Bir uğraşın insanı ayakta tutmasıyla onu bir saplantıya sürüklemesi arasındaki ince çizgi, öykünün en etkileyici tarafı.
Anlatım sade, gerilim ise adım adım yükseliyor. Karakterlerin karşıtlığı yer yer keskin olsa da bu, masadaki mücadelenin psikolojik yönünü görünür kılıyor. Satranç bilmeden de rahatlıkla okunabilecek, kısa olmasına rağmen uzun süre düşündüren bir eser. Sizce zihni meşgul eden bir tutku hangi noktada özgürlüğü kısıtlamaya başlar?
Romanın asıl gerilimi, Raskolnikov’un kendi düşünceleriyle giriştiği mücadelede. Dostoyevski, bir insanın kendini haklı çıkarmak için kurduğu mantığın vicdan karşısında nasıl çatladığını çok güçlü biçimde anlatıyor. Petersburg’un boğucu atmosferi, yoksulluk ve gurur da bu iç çatışmayı besliyor.
Uzun diyaloglar ve yoğun ruh çözümlemeleri yer yer okumayı yavaşlatıyor; buna karşılık karakterleri kolayca iyi ya da kötü diye sınıflandıramamak kitabın en güçlü yanı. İnsan psikolojisini ve ahlaki ikilemleri sevenler için üzerine düşünerek okunacak bir klasik. Sizce insanın kendine verdiği ceza, dışarıdan gelen cezadan daha ağır olabilir mi?
Tam 4 veya 5 kere bitirdim, daha 15 yaşındayım ve kitap bence yaşıtlarımın seveceği türden değil ama bilmiyorum, umarım okuyup sohbet eden birileri vardır, baya eğlenmiştim okurken