O Yıl
Ahmet Altan
408 sayfa
~340 dk
Türkçe
Kitap Özeti
O Yıl Everest Yayınları
Yıl 1915. Conkbayırı görkemli bir zafere hazırlanıyor. Herkes aynı soruyu soruyor birbirine: “Çanakkale’den haber var mı?” Toplumun bir hikâyesi olduğu gibi, yazgısı değişen her bireyin de yazılmaya değer bir hikâyesi var o günlerde...
Ahmet Altan, O Yıl ’da, imparatorluğun her köşesinde ayrı bir ateşin yandığı günleri, çatışan fikirler, söylenemeyen cümleler, tutulamayan sözler üzerinden anlatıyor. Bir yanda iki kardeşin farklı uçlara savrulma hikâyesi, diğer yanda Türk subayı Ragıp ile sürgüne yollanan Ermeni hemşire Efronya’nın emirler, yollar, tren vagonları tarafından engellenen aşkı… “Ölüleriyle konuşan” Osman’a, anlatılanları hem dinleme hem aktarma görevinin verildiği romanda, o çalkantılı dönemde yaşayanların zihnine girilerek çoksesli bir atmosfer yaratılıyor, tarihin girdaplı sayfaları bir kez de kurmaca evrende açılıyor.
Gerçekleri ölüler biliyordu. Osman buna inanıyordu. “Hayatı ölülerden öğreneceksin... Yaşayanlar hayat hakkında bir şey bilmiyor çünkü,” demişti bir keresinde Efronya. Kapısına ailesinin hizmetkârlarından birinin bıraktığı konserveleri yiyerek, dedesinden kalan eski usul entarisiyle odalardan odalara dolaşarak yaşadığı bu ıssız konakta yalnızca ölüleriyle konuşuyordu. Hayattan, canlılardan, bugünden vazgeçmiş, daima ileriye gitmek zorunda olduğu söylenen zamanın hoyrat zorbalığından kurtulmuştu, istediği her şeyi görebildiği, bütün sırları çözebildiği geçmişin içinde zamana hükmederek dolaşıyordu.
Yıl 1915. Conkbayırı görkemli bir zafere hazırlanıyor. Herkes aynı soruyu soruyor birbirine: “Çanakkale’den haber var mı?” Toplumun bir hikâyesi olduğu gibi, yazgısı değişen her bireyin de yazılmaya değer bir hikâyesi var o günlerde...
Ahmet Altan, O Yıl ’da, imparatorluğun her köşesinde ayrı bir ateşin yandığı günleri, çatışan fikirler, söylenemeyen cümleler, tutulamayan sözler üzerinden anlatıyor. Bir yanda iki kardeşin farklı uçlara savrulma hikâyesi, diğer yanda Türk subayı Ragıp ile sürgüne yollanan Ermeni hemşire Efronya’nın emirler, yollar, tren vagonları tarafından engellenen aşkı… “Ölüleriyle konuşan” Osman’a, anlatılanları hem dinleme hem aktarma görevinin verildiği romanda, o çalkantılı dönemde yaşayanların zihnine girilerek çoksesli bir atmosfer yaratılıyor, tarihin girdaplı sayfaları bir kez de kurmaca evrende açılıyor.
Gerçekleri ölüler biliyordu. Osman buna inanıyordu. “Hayatı ölülerden öğreneceksin... Yaşayanlar hayat hakkında bir şey bilmiyor çünkü,” demişti bir keresinde Efronya. Kapısına ailesinin hizmetkârlarından birinin bıraktığı konserveleri yiyerek, dedesinden kalan eski usul entarisiyle odalardan odalara dolaşarak yaşadığı bu ıssız konakta yalnızca ölüleriyle konuşuyordu. Hayattan, canlılardan, bugünden vazgeçmiş, daima ileriye gitmek zorunda olduğu söylenen zamanın hoyrat zorbalığından kurtulmuştu, istediği her şeyi görebildiği, bütün sırları çözebildiği geçmişin içinde zamana hükmederek dolaşıyordu.
Kitap Detayları
Kitap adı
O Yıl
Kitap yazarı
Ahmet Altan
ISBN
9786253695330
Yayıncı
Everest Yayınları
Yayın tarihi
—
Sayfa sayısı
408 Sayfa
“Dünyaya küçük, şiire büyük gelmiş bir yaşamın hammaddesi: ateş, su ve kelimeler.
O Yıl
Yazar
Ahmet Altan
Kitap Özeti:
O Yıl Everest Yayınları
Yıl 1915. Conkbayırı görkemli bir zafere hazırlanıyor. Herkes aynı soruyu soruyor birbirine: “Çanakkale’den haber var mı?” Toplumun bir hikâyesi olduğu gibi, yazgısı değişen her bireyin de yazılmaya değer bir hikâyesi var o günlerde...
Ahmet Altan, O Yıl ’da, imparatorluğun her köşesinde ayrı bir ateşin yandığı günleri, çatışan fikirler, söylenemeyen cümleler, tutulamayan sözler üzerinden anlatıyor. Bir yanda iki kardeşin farklı uçlara savrulma hikâyesi, diğer yanda Türk subayı Ragıp ile sürgüne yollanan Ermeni hemşire Efronya’nın emirler, yollar, tren vagonları tarafından engellenen aşkı… “Ölüleriyle konuşan” Osman’a, anlatılanları hem dinleme hem aktarma görevinin verildiği romanda, o çalkantılı dönemde yaşayanların zihnine girilerek çoksesli bir atmosfer yaratılıyor, tarihin girdaplı sayfaları bir kez de kurmaca evrende açılıyor.
Gerçekleri ölüler biliyordu. Osman buna inanıyordu. “Hayatı ölülerden öğreneceksin... Yaşayanlar hayat hakkında bir şey bilmiyor çünkü,” demişti bir keresinde Efronya. Kapısına ailesinin hizmetkârlarından birinin bıraktığı konserveleri yiyerek, dedesinden kalan eski usul entarisiyle odalardan odalara dolaşarak yaşadığı bu ıssız konakta yalnızca ölüleriyle konuşuyordu. Hayattan, canlılardan, bugünden vazgeçmiş, daima ileriye gitmek zorunda olduğu söylenen zamanın hoyrat zorbalığından kurtulmuştu, istediği her şeyi görebildiği, bütün sırları çözebildiği geçmişin içinde zamana hükmederek dolaşıyordu.
Yıl 1915. Conkbayırı görkemli bir zafere hazırlanıyor. Herkes aynı soruyu soruyor birbirine: “Çanakkale’den haber var mı?” Toplumun bir hikâyesi olduğu gibi, yazgısı değişen her bireyin de yazılmaya değer bir hikâyesi var o günlerde...
Ahmet Altan, O Yıl ’da, imparatorluğun her köşesinde ayrı bir ateşin yandığı günleri, çatışan fikirler, söylenemeyen cümleler, tutulamayan sözler üzerinden anlatıyor. Bir yanda iki kardeşin farklı uçlara savrulma hikâyesi, diğer yanda Türk subayı Ragıp ile sürgüne yollanan Ermeni hemşire Efronya’nın emirler, yollar, tren vagonları tarafından engellenen aşkı… “Ölüleriyle konuşan” Osman’a, anlatılanları hem dinleme hem aktarma görevinin verildiği romanda, o çalkantılı dönemde yaşayanların zihnine girilerek çoksesli bir atmosfer yaratılıyor, tarihin girdaplı sayfaları bir kez de kurmaca evrende açılıyor.
Gerçekleri ölüler biliyordu. Osman buna inanıyordu. “Hayatı ölülerden öğreneceksin... Yaşayanlar hayat hakkında bir şey bilmiyor çünkü,” demişti bir keresinde Efronya. Kapısına ailesinin hizmetkârlarından birinin bıraktığı konserveleri yiyerek, dedesinden kalan eski usul entarisiyle odalardan odalara dolaşarak yaşadığı bu ıssız konakta yalnızca ölüleriyle konuşuyordu. Hayattan, canlılardan, bugünden vazgeçmiş, daima ileriye gitmek zorunda olduğu söylenen zamanın hoyrat zorbalığından kurtulmuştu, istediği her şeyi görebildiği, bütün sırları çözebildiği geçmişin içinde zamana hükmederek dolaşıyordu.
Kitap Detayları:
-
Kitap adıO Yıl
-
Kitap yazarıAhmet Altan
-
ISBN9786253695330
-
YayıncıEverest Yayınları
-
Sayfa sayısı408 Sayfa