Can Parasi
Fakir Baykurt
2015
246 sayfa
~123 dk
Türkçe
Kitap Özeti
Fakir Baykurt, öykülerinde köy yaşamının sertliği, yoksulluk, cahillik, taassup, batıl inanç, sömürü gibi sorunları ele alarak köylünün maddi ve manevi dünyasını toplumsalcı ve gerçekçi bir bakıştan işliyor. Gözlemlerden, canlı tanıklıklardan yola çıkan yazar, günlük konuşma dilini öyküye taşıyarak zaman zaman mizahi bir dil kullanıyor; bürokrasinin çarkları arasında sıkışan ama içinde de bir umudu barındıran “sıradan insanı”, yaşadığı yerin atmosferiyle birlikte çarpıcı bir biçimde betimliyor.
İlk basımı 1973’de yapılan ve 1974 yılında Sait Faik Öykü Ödülünü alan Can Parası’nı yeniden okurla buluşturuyoruz:
“Kavak hevesi tam bu işlerin içindeyken doğdu. Gezdiği köylerde kasabalarda kıpırtı yoktu daha. Radyodan duymuş, gazetelerde görmüştü. Fabrikanın 100 metre yukarısındaki Kozpınar’a rakı içmeye giderlerdi ara sıra. Çukur’dan, Zeytinköy’den bir kuzu alır, beş altı arkadaş otururlardı. Yeni gelmiş bir müdürü çağırırlardı kimi zaman. Arkadaşlar fabrikaya kadar arabayla gelir, yukarısını yürürlerdi. Güzel yerlerdi çünkü. Ekilmiş tarlaların, sebzeliklerin arasından geçerdi yol. Ağaçlar, kimi dalı meyveden kınla kınla, kimi de başlarını alıp göklere çekilerek, toprağın yüzünü gölgelendirirdi. İrfan’ın babası toprak işlerine dalmadı pek. Bu fabrikayı da Rumlar göçüp giderken Topal Aleksi’den aldı. Aleksi’nin fabrikası Tavas yolunun üstünde, Rum değirmeninin altında, kuytudaydı. Bir gün işe yarar diye değirmeni de satın aldı Hacı Kâmil. O günkü günde, Rumlar tatlı can derdinde! Para değildi değirmen filân? Tabii değirmeni alınca, arığını da almış oldu, tapuya öyle geçti.”
(Kavak 214)
İlk basımı 1973’de yapılan ve 1974 yılında Sait Faik Öykü Ödülünü alan Can Parası’nı yeniden okurla buluşturuyoruz:
“Kavak hevesi tam bu işlerin içindeyken doğdu. Gezdiği köylerde kasabalarda kıpırtı yoktu daha. Radyodan duymuş, gazetelerde görmüştü. Fabrikanın 100 metre yukarısındaki Kozpınar’a rakı içmeye giderlerdi ara sıra. Çukur’dan, Zeytinköy’den bir kuzu alır, beş altı arkadaş otururlardı. Yeni gelmiş bir müdürü çağırırlardı kimi zaman. Arkadaşlar fabrikaya kadar arabayla gelir, yukarısını yürürlerdi. Güzel yerlerdi çünkü. Ekilmiş tarlaların, sebzeliklerin arasından geçerdi yol. Ağaçlar, kimi dalı meyveden kınla kınla, kimi de başlarını alıp göklere çekilerek, toprağın yüzünü gölgelendirirdi. İrfan’ın babası toprak işlerine dalmadı pek. Bu fabrikayı da Rumlar göçüp giderken Topal Aleksi’den aldı. Aleksi’nin fabrikası Tavas yolunun üstünde, Rum değirmeninin altında, kuytudaydı. Bir gün işe yarar diye değirmeni de satın aldı Hacı Kâmil. O günkü günde, Rumlar tatlı can derdinde! Para değildi değirmen filân? Tabii değirmeni alınca, arığını da almış oldu, tapuya öyle geçti.”
(Kavak 214)
Kitap Detayları
Kitap adı
Can Parasi
Kitap yazarı
Fakir Baykurt
ISBN
9789750406720
Yayıncı
LİTERATÜR YAYINLARI
Yayın tarihi
2015
Sayfa sayısı
246 Sayfa
“Dünyaya küçük, şiire büyük gelmiş bir yaşamın hammaddesi: ateş, su ve kelimeler.
Can Parasi
Yazar
Fakir Baykurt
Kitap Özeti:
Fakir Baykurt, öykülerinde köy yaşamının sertliği, yoksulluk, cahillik, taassup, batıl inanç, sömürü gibi sorunları ele alarak köylünün maddi ve manevi dünyasını toplumsalcı ve gerçekçi bir bakıştan işliyor. Gözlemlerden, canlı tanıklıklardan yola çıkan yazar, günlük konuşma dilini öyküye taşıyarak zaman zaman mizahi bir dil kullanıyor; bürokrasinin çarkları arasında sıkışan ama içinde de bir umudu barındıran “sıradan insanı”, yaşadığı yerin atmosferiyle birlikte çarpıcı bir biçimde betimliyor.
İlk basımı 1973’de yapılan ve 1974 yılında Sait Faik Öykü Ödülünü alan Can Parası’nı yeniden okurla buluşturuyoruz:
“Kavak hevesi tam bu işlerin içindeyken doğdu. Gezdiği köylerde kasabalarda kıpırtı yoktu daha. Radyodan duymuş, gazetelerde görmüştü. Fabrikanın 100 metre yukarısındaki Kozpınar’a rakı içmeye giderlerdi ara sıra. Çukur’dan, Zeytinköy’den bir kuzu alır, beş altı arkadaş otururlardı. Yeni gelmiş bir müdürü çağırırlardı kimi zaman. Arkadaşlar fabrikaya kadar arabayla gelir, yukarısını yürürlerdi. Güzel yerlerdi çünkü. Ekilmiş tarlaların, sebzeliklerin arasından geçerdi yol. Ağaçlar, kimi dalı meyveden kınla kınla, kimi de başlarını alıp göklere çekilerek, toprağın yüzünü gölgelendirirdi. İrfan’ın babası toprak işlerine dalmadı pek. Bu fabrikayı da Rumlar göçüp giderken Topal Aleksi’den aldı. Aleksi’nin fabrikası Tavas yolunun üstünde, Rum değirmeninin altında, kuytudaydı. Bir gün işe yarar diye değirmeni de satın aldı Hacı Kâmil. O günkü günde, Rumlar tatlı can derdinde! Para değildi değirmen filân? Tabii değirmeni alınca, arığını da almış oldu, tapuya öyle geçti.”
(Kavak 214)
İlk basımı 1973’de yapılan ve 1974 yılında Sait Faik Öykü Ödülünü alan Can Parası’nı yeniden okurla buluşturuyoruz:
“Kavak hevesi tam bu işlerin içindeyken doğdu. Gezdiği köylerde kasabalarda kıpırtı yoktu daha. Radyodan duymuş, gazetelerde görmüştü. Fabrikanın 100 metre yukarısındaki Kozpınar’a rakı içmeye giderlerdi ara sıra. Çukur’dan, Zeytinköy’den bir kuzu alır, beş altı arkadaş otururlardı. Yeni gelmiş bir müdürü çağırırlardı kimi zaman. Arkadaşlar fabrikaya kadar arabayla gelir, yukarısını yürürlerdi. Güzel yerlerdi çünkü. Ekilmiş tarlaların, sebzeliklerin arasından geçerdi yol. Ağaçlar, kimi dalı meyveden kınla kınla, kimi de başlarını alıp göklere çekilerek, toprağın yüzünü gölgelendirirdi. İrfan’ın babası toprak işlerine dalmadı pek. Bu fabrikayı da Rumlar göçüp giderken Topal Aleksi’den aldı. Aleksi’nin fabrikası Tavas yolunun üstünde, Rum değirmeninin altında, kuytudaydı. Bir gün işe yarar diye değirmeni de satın aldı Hacı Kâmil. O günkü günde, Rumlar tatlı can derdinde! Para değildi değirmen filân? Tabii değirmeni alınca, arığını da almış oldu, tapuya öyle geçti.”
(Kavak 214)
Kitap Detayları:
-
Kitap adıCan Parasi
-
Kitap yazarıFakir Baykurt
-
ISBN9789750406720
-
YayıncıLİTERATÜR YAYINLARI
-
Yayın tarihi2015
-
Sayfa sayısı246 Sayfa